Yeniliklere direnmeyelim, geçmişe inatla tutunmayalım

Eğer istek ve hayallerimiz doğrultusunda ilerlerken aşamayacağımız engellerle karşılaşırsak ümitsizliğe kapılırız. İlk olarak kendi yeteneklerimizi  yargılarız. Engellerimizi aşamazsak yakın çevremiz bizi eleştirir, baskı yapar o zaman da onlara kızarız. Buraya kadar tamam. Fakat bu durumlardan oluşan kızgınlığımızı eğer dışa vurmaz, içimize atarsak, alınganlıklar, üst üste birikir ve huzursuzluk vermeye başlar.

 Ardından gerginlik, korku, endişe ve dengesizlikler ile bahşedemez hale geliriz ve o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak isteriz. Kendimize zarar verdiğini bile bile bazen aynı hataları tekrar ederiz. Olayları ve kişileri genelleştiririz. Örneğin erkeklerle ya da kadınlarla ilgili bir inancımız varsa; bütün erkekler/kadınlar böyledir deriz.

Genelde baş edemediğimiz ve yapmak istediğimiz şeyleri yapamıyorum şeklinde sızlanırsak gerçek olanı göremeyiz; gerçeğimiz yapamamak değildir ve aslında kendimize daha çok yapmak isteyişimizi itiraf edemeyişimizdir. Bize korku veren olaydan ve kişiden kaçmak isteriz.

İç dünyamızda suçluluk ve kızgınlık varken sevgiyi alamaz hale geliriz. Kendimizi karşımızdakini sert bir biçimde yargılar, acımasızca herkesin  içinde bile eleştirir o kişiyi hor görürüz. Gerçeğimiz değiştirmemiz gerekeni farkederiz ancak çıkış yolu bulamayız.

Önceliklerimizi tespit edelim. 1/5/10 yıl sonra kendimizi nerede, nasıl ve kimlerle göreceğimizi hayal edelim. Geçmişimizi bağışlayalım. Yeniliklere inatla tutunmayalım, değişime direnmeyelim.

İstediklerimizi elde edemeyeceğimizi düşündüren, otomatik düşüncelerimiz gerçeğe ne kadar uygunlar?

Kesinlikle neye inanıyorum?

 Kendim hakkımdaki temel düşüncem nedir? Kanıtlarım neler?

Hepsinin cevabının yeni kapılar açması mümkünse bundan daha iyisi nasıl olur?

Seray Şengel Akgün